Tıbbi Soyma ve Doku Doldurma İşlemleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tıbbi Soyma ve Doku Doldurma İşlemleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2008 Salı

Sağ ve Saça Uygulanan Kozmetik Ürünler

Hazırlayan: M Sedef Saygılı
İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı

Kişiliğimizin bir parçası olarak değerlendirilen saçlarımızın, bakımı ve şekillendirilmeleri kozmetiğin uğraş alanlarındandır.
Saç dağılım, kalınlık, renk ve yoğunluğu kişilerde genetik olarak belirlenir, yaş ve ırka göre farklılık gösterir.

Saçın büyük bir kısmını çözünmeyen bir protein olan keratin oluşturur. Keratinde bulunan hidrojen, iyonik ve disülfür bağlarında yapılan değişiklikler ile kozmetik reaksiyonlar gerçekleştirilir.

Keratin, diğer proteinlere göre inert bir yapı gösterse de bazı reaktiflerle reaksiyona girebilir. Kaynar su, asitler, alkaliler, oksidan ve redüktör maddeler, saça etki edebilir ve kontrolsüz koşullar altında kullanılırsa, saça zarar verebilir.

Saçlar ancak kan dolaşımı ile maddelerin, özellikle de kükürt içeren aminoasitlerin saç folikülüne ulaşması ile beslenebilirler. İlaçların, vitamin veya mineral eksikliğinin ve eksik beslemenin saç gelişimini olumsuz yönde etkilemesi de bu şekilde açıklanabilir.

Saç uzamasını ve keratinizasyonunu etkileyen faktörlerin başında besin maddeleri gelir. Protein yetersizliği saçların dökülmesine, incelmesine ve beyazlaşmasına yol açar.

Saçların beyazlanması melanositlerin fonksiyonlarını kaybetmeleri ve sayıca da azalmalarına bağlıdır. Saç kökünde tirozinaz aktivitesinin vavaş yavaş kaybolmasından dolayı da saç beyazlaşabilir. Ayrıca kullanılan saç suları ve ilaçlar da saçların renginin değişmesine neden olabilir.

Düzenli saç bakımında temizliğin yanı sıra bakım ile ilgili kozmetik ürünlerin bilinçli kullanılması, oluşabilecek hasarların azaltılmasına ve saçın iyi bir durumda muhafaza edilmesine yardımcı olacaktır. İlgili ürünler baş derisini, saçı veya saç şeklini korumaya yönelik olabilirler. Bu ürünlerden beklenilen etkiler; temizlik, bakım, şeklin değiştirilmesi veya korunması ve saç renginin güzelleştirilmesi şeklinde sıralanabilir.
Şekil 1- Saçın Anatomik yapısı


Şekil 2- Saç Tipleri

1-Saç Temizliğinde Kullanılan Ürünler
a) Şampuanlar
Şampuanların kullanım amacı kirliliğin (sebum, ter, kepek, çevresel koşullardan ileri gelen kirlilik, saç kozmetiklerinden kalan artıklar) saça ve saçlı deriye zarar vermeden uzaklaştırılmasıdır. Şampuanların temel maddesini anyonik, katyonik, amfoterik veya noniyonik yüzey etken maddeler oluşturur. Yapılarında yüzey etken maddelerin yanında, kıvam verici maddeler, köpük stabilizatörleri, aktif maddeler, opaklaştırıcı maddeler, koruyucular, renk ve koku maddeleri yer alır.

2)Yıkama Sonrasında Kullanılan Saç Bakım Ürünleri
Yıkama sonrasında kullanılan saç bakım ürünleri saç ve saçlı deriyi etkileyerek, saçı besleyen, dökülmesini önleyen ve saçların sağlıklı büyümesini sağlayan ürünlerdir. Kozmetik açıdan en yaygın görülen yağlanma, kepek ve saç dökülmesi problemlerine karşı ve saçtaki tahribatların giderilmesine yönelik hazırlanmaktadırlar.

a) Saçta Kalan Saç Bakım Ürünleri
Yıkama sonrasında temiz saça uygulanan ve saçta bırakılan bu ürünler çoğunlukla sıvı emülsiyon şeklinde losyon ve kremlerdir. Jel şeklinde de üretilebilirler.

Kuaför işlemleri, UV ışınları gibi etkenlerle zarar görmüş saçların ve baş derisinin bakımında veya kepeğe karşı ya da yağlı saçların bakımında kullanılırlar. Saçı derinlemesine nemlendirebilmeleri, hücrelere oksijen taşınmasını artırmaları, saçlı deride mikro sirkülasyonu hızlandırmaları ve deri lipitlerini azaltmaları istenir.

Kullanım amaçları, yıkama sonrası saçların şekil almasını kolaylaştırmak ve verilen şeklin korunmasına yardımcı olmak, ıslak ve kuru haldeki saçın taranabilirliğinin artmasını sağlamak, saçtaki statik yükü azaltarak uçuşmasını en aza indirgemek, saça parlaklık vermek şeklinde sıralanabilir. Baş derisi ile ilgili problemlerde (kepeklenme, fazla yağlanma) bakım ürünü saçların yanı sıra baş derisine de sürülmelidir. Temizlik amacıyla kullanılan ürünlerden daha uzun süreli olarak baş derisi ve saç üzerinde bekletildiklerinden etkileri belirginleşmektedir.

b) Saç Kürleri
İleri derecede tahrip olmuş saç ve saç gövdesi için hazırlanan preparatlardır. Belli aralıklarla ve yıkama sonrasında uygulanır, uygulamanın ardından durulanmayarak, saçta bırakılırlar. Saç uzadıkça, saçlı deriden uzak kısımlarda kutikul pulları kalkmaya ve kırılmaya başladığından kutikulde bozulmalar meydana gelir. Bakım maddeleri saçın yıpranmış, kırılmış kısımlarına nüfuz ederek etkili olur, saçları dış etkilerden korur, dolgunluk ve hacim verir, elastisite, çekme kuvveti ve doğal ipeksi görünüm kazandırırlar.

Saç kürlerinin en önemli yapı taşları katyonaktif maddelerdir. Günümüzün polimerik katyonaktif bileşikleri saça sıkı olarak tutunur. Üç ya da dört yıkama boyunca saçta kalan bu maddeler keratin tarafından çekilir ve saça dolgunluk, parlaklık ve şekil alabilirlik gibi fiziksel özelliklerini yeniden kazandırırlar. Katyonaktif bileşiklerin yanı sıra son zamanlarda silikonlar da (örn. polidimetil siloksan) önem kazanmıştır. Sitrik, tartarik veya laktik asit gibi organik asitlerin ilavesi de etkiyi belirginleştirir. Protein hidrolizatları, bitki ekstreleri ve vitaminler de bu ürünlerde yer alan aktif maddelerdir. Bu maddelerin baş derisini besleyici, baş derisindeki kan dolaşımını artıcı etkileri vardır.

c) Saç Suları (Saç Tonikleri)
Saç tonikleri genellikle saç büyümesini hızlandırmak ya da en azından dökülmesini engellemek amacı ile kullanılmaktadır. Günümüzde ise özellikle kepeğe karşı veya genel bakım amacı ile kullanımları ön plandadır.

d) Saçtan Durulanan Saç Bakım Ürünleri
Çabuk Kürler (Durulama Kürleri) Günümüzde, çabuk kürler (durulama kürleri) çok kullanılan ürünlerdir. Her yıkama sonrası kullanılan bu ürünler, genellikle 5-30 dakika arası saçta bekletilirler. Saçı ince bir tabaka halinde kaplayarak bakım yapmanın yanında, saçın şekil almasını da kolaylaştırırlar. Formülleri saç kürlerinin formülleri gibidir daha az yağlı kısım içerirler.

3) Saç Şeklini Korumak Amacı ile Kullanılan Ürünler
Saç şeklini korumak amacıyla kullanılan ürünler; jel, sprey veya köpük şeklinde hazırlanabilir. Temel formüllerinde, distile su, alkol, polimerler, yumuşatıcı maddeler, etken maddeler, koruyucu, renk ve koku maddeleri yer alır.

a) Saç Boyaları
Saç boyaları; saçın rengini değiştirmek veya beyaz saça istenilen rengi vermek amacı ile kullanılır, geçici, yarı sabit ve sabit olabilirler. Geçici boyalar yıkama ile saçtan çıkabilen boyalardır. Yarı sabit boyalar zamanla, yıkama etkisiyle saçtan çıkar. Sabit boyalar ise yıkama ile çıkmaz, saçta kalırlar.

Saça uygulanan kozmetik preparatlar, günümüzde birden fazla amaca yönelik kullanım olanağı sunmaktadır. Örneğin, şampuanlar, formüllerinde yer alan renk koruyucu, nemlendirici, hacim verici maddeler ve vitaminler gibi çeşitli ilavelerle, temel etkileri olan temizliğin yanı sıra, bakım yapma özelliği de taşımaktadır. Ancak ürünün saçta bırakılma süresi ile orantılı olarak, etki süresinin de kısa olacağı unutulmamalıdır. Yıkama sonrasında kullanılan saç bakım ürünleri ise, geniş bir yelpazeye yayılmış olarak, her saç tipine yönelik hazırlanmaktadır.

Sağlıklı görünümünü ve doğal dengesini korumak için mutlaka düzenli bir bakıma ihtiyacı olan saçlarımız için yapacağımız en doğru şey, saçın yaşam kaynağı olan saç derisinin de sağlıklı olması gerektiğini unutmamak ve kullanımı kolay, bileşimlerinde nitelikli hammaddelerin yer aldığı kaliteli ve saç yapısına uygun ürünleri kullanmaktır.

Tıbbi Soyma ve Doku Doldurma İşlemleri

Hazırlayan: Dr. Jale Erdemli, Dermatoloji Uzmanı

Tıbbi Soyma
Tıbbi soyma derinin çeşitli seviyelerde soyularak tedavisi ve estetik memnuniyeti bozan unsurların bir dereceye kadar düzelmesini amaçlayan bir grup işlere verilen isimdir. Tıbbi soymanın kozmetiklerle yapılan soyma ile ilgisi yoktur. Genellikle kimyasal solüsyonlar ve laser ile yapılır. Kimyasal soyma işleminde kullanılan maddeler ve yöntemler soyma istenilen seviyeye göre seçilir. En sık uygulandığı yerler ince ve derin kırışıklıklar, güneşe ve yaşlanmaya bağlı deri kalınlaşmaları, lekeler, sivilceler ve sivilce izleridir. Soyma tipi ve derecesi kişinin cilt özelliklerine göre belirlenir. Hafif orta ve derin dereceli kimyasal soyma işlemleri için çok eskilerden günümüze çeşitli solüsyonlar kullanılmış olup her geçen gün bu solüsyonlar ve uygulama yöntemleri gelişmektedir. Hafif dereceli kimyasal soyma işlemi günümüzde en sık glikolik asit ve benzeri meyve asitleriyle yapılmaktadır. Bu solüsyonlar derinin en dış tabakası olan epidermisin kendi içinde düzenlenmesi ve yenilenmesine katkıda bulunmaktadır. Yüz cildine olan etkileri hafif ve kısa sürede geçen kızarıklıklar, hafif derecede soyulma ile sınırlı olduğundan kişinin sosyal hayatını etkilememektedir.
Derin soyma gerektiği zaman laser seçilebilir. Laserler son yıllarda çok gelişme göstermiştir. Laserlerin niteliklerinden en önemlisi dokuda istenilen derinliğe homojen olarak ulaşılabilmesidir. Burada da hasta seçimi çok önemlidir. Laserle soyma (laser peeling, laser resurfacing) işleminin adeta bir makyaj uygulaması gibi hafife alınarak gerekli olmayan yerlerde deri yipi uygun olmayan kişilerde uygulanması istenmeyen sonuçlar doğurabilmektedir. Orta ve derin düzey laserle soyma anestezi gerektiren bir işlemdir ve sonrasında doku iyileşmesinin yakın takibi gerekir. Ortalama 6 ay güneşten çok iyi korunma gereklidir. Hastanın bu işlemin aşamalarını ayrıntılarıyla bilmesi, reklam resimlerindeki “önce” ve “sonra” arasında zahmetsiz bir dönem yaşayacağının farkında olması gereklidir.

Doku Doldurma İşlemleri
Yüzeyel ve derin deri çöküklüklerini (iz, kırışıklı gibi) geçici olarak doldurarak eski görüntüsüne kavuşturma işlemidir. En sık olarak kollajen ve hyaluronik asit temel maddeleri kullanılmaktadır. Son araştırmalarla bunları içeren preparatlar geliştirilerek dokuda kalış süreleri uzatılmıştır. Derinin yapısını duvarın yapısına benzetirsek, bu maddeler orada eksilmiş olan tuğla ve çimento gibi düşünülebilir.

Tekrar yerine konduktan sonra cildin, sorunlu bölgelerin ve maddelerin özelliklerine göre değişen sürelerde kalıcı olur, sonra deri tarafından eritilip yok edilirler. Kollajen grubu yerini alerji riski nedeniyle hylaluronik asit ve diğer yeni soku dolduruculara bırakacak gibi görünmektedir. Hiçbir maddenin alerji riski sıfır değildir ancak bazılarında bu risk diğerlerine oranla düşüktür ve bu nedenle öncesinde alerji testi gerektirmezler. Kollajen grubunda ise enjeksiyon öncesinde kola uygulanan iki ayrı alerji testi gereklidir. Enjektör içinde hazır halde bulunan bu maddelerle temas düzeyine (derinin en üst tabakasının altına) enjeksiyon yapılır. Birkaç hafta arayla iki ve üç seans gerekebilir. Bu yöntemlerle örneğin alın çizgileri, göz kenarı çizgileri, ağız kenarı ve dudak çizgileri esneyebilen yara izleri doldurulabilir. Araştırmalar devam etmekte, giderek daha uzun süre kalıcı olup sık rötuş gerektirmeyen doku doldurucular geliştirilmektedir. Genellikle 3-12 ay aralıklarla çizgiler eski haline dönmektedir. Bazı durumlarda ve tekrarlayan enjeksiyonlar sonunda bu süre daha uzun olabilmektedir. Enjeksiyonlar istendiği zaman tamamen bırakılabilir. Eskiye dönüş olur, eskisinden daha derin çizgi oluşumu söz konusu değildir. Önemli bir nota şudur ki, yen, bulunduğu iddia edilen, içeriğinin tam olarak ne olduğu belli olmayan ve yeterince denenmeden piyasaya sürülen ve senelerce kalıcı etkisi olduğu iddia edilen bazı maddeler her geçen gün artmaktadır.

Bunların muhakkak en ayrıntılı şekilde danışılması onay alıp almamış olduğunun soruşturulması önemlidir.
Bazı hastaların kendilerine ne enjekte edildiğini bile bilmediklerini gözlemekteyiz. Bu tip hekimlikle bağdaşmayan uygulamalar “ileri” ülkelerde bile yapılmaktadır. Uygulayıcının “kendi icadı mucizevi, çok özel vitamin” diye bir şeyin söz konusu olamayacağını hastalar bilmelidir.